deryayla

Archive for the ‘Uncategorized’ Category

Evet sırada enfes cupcake var:))TUZ-BİBER dergisinin Cupcake&Kurabiye Ödüllü Etkinliğine yolluyorum.

MALZEMELER

3 adet yumurta

1.5 su bardağı toz şeker

1 su bardağı süt

1 su bardağı ayçiçek yağı

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

Aldığı kadar un

100 gr.Antep fıstıklı çikolata

100 gr.beyaz marsmallow şekeri

Süsleme için pasta şekeri

YAPILIŞI

-Kekimiz için çırpma kabına yumurta ve toz şeker alınıp bembeyaz olana kadar çırpılır.

-Sırayla vanilya,süt ve ayçiçek yağı eklenerek çırpılır.

-Kabartma tozu ve un eklenip çırpılarak kek hamuru hazırlanır.

-Slikon kalıpların içine 1’er çorba hamur dökülüp ortalarına bir kare çikolata konulur.

-Üstleri hamurla tamamlanıp önceden ısıtılmış 175 derece fırında pişirilip soğumaya bırakılır.

-Sos tenceresi içine 100 gr.marshmallow şekeri ve 2 çorba kaşığı su alınıp kısık ateşte karıştırılarak marsmallow şeker eritilir.

-Soğuyan kekler sıcı haldeki marsmallowa batırılarak 1 saat donmaya bırakılır.

-Üstleri pasta şekeri ile süslenir.

AFİYET BAL OLSUN…

Reklamlar

Merhaba arkadaşlarım.Bloglarımızı inşallah en kısa zamanda geri verirler.Bende şu an için bu adresteyim. Hepinizi beklerim.

>
Evet iftar masamızdan kalan son tarifimizde sıra. Benim için asla Güllaçsız bir ramazan ayı düşünülemez:))Sanırım bu hepimiz için böyle her türlüsüne bayılı rım güllaçın ve mutlaka birkaç paket alır atarım sonra sındada yapabilmek için. Neyse çok konuştum geçelim tarife…
MALZEMELER
1 paket güllaç
250 gr.ceviz
250 gr.kaymak
1.5 kg süt
1 kg.şeker
Üstü için toz fıstık
YAPILIŞI
Önce şeker ve sütü ılıtıyoruz.Bu arada cevizleri irice dövüp kaymakla macun kıvamına gelene kadar karıştırıyoruz.Güllaç yaprağımızı alıp ortadan kırıp tepsinin içinde ıslatıyoruz arasına karşımdan koyup sarma sarar gibi sarıp tepsiye alıyoruz.Tüm yaprakları aynı şekilde hazırlayıp kalan sütü üzerine döküp çok kısık ateşte sütünü çekene kadar ocak üstünde tutuyoruz.İlk sıcaklığı geçince üzerini toz fıstıkla süsle yip buzdolabında 2 saat bekletip servis yapıyoruz.
AFİYET ŞEKER OLSUN….
DİĞER SÜTLÜ TATLILARIMIN TARİFLERİ BURADA….

>

Tüm dostlarıma iyi akşamlar dilerim hafta sonunda oldukça yoğundum cumartesi günü bahar temizliğimi yaptım,pazar günü ailece pikniğe gittik.10sene sonra piknik çok iyi geldi.Tabii bu pikniğin en önemli özelliği büyük oğlum Çağkan ‘ın kız arkadaşı Buse’de bizimle geldi.
İş yerinde stres diz boyu işler çok yoğun sıkıntılı günlerimde yorumlarıyla bana destek olan tüm dostlarıma sonsuz teşekkürler.
BAHAR arkadaşımızın düzenlediği 1.Hediyeleşme Etkinliğinde bugün hediyelerim elime ulaştı.Bloğunu büyük keyifle takip ettiğim LEZZET DURAĞI-VİLDAN arkadaşımdan geldİ hediyelerim.Kendisine çok teşekkür ederim,tabii böyle bir olaya vesile olduğu için sevgili Bahar’cığımada sonsuz teşekkürler.
Vildancığım bana çok amaçlı bir Tupperware kalıp,çok şık bir fular ve küpeler almış bayıldım.Ayrıca yolladığı güzel not içinde teşekkür ederim.Bende hediyelerimi bana çıkan sevgili arkadaşıma yollamıştım bugün eline ulaştı inşallah beğenmiştir.


Ayrıca beni YILIN ANNESİ VE DÜNYANIN EN İYİ BLOGER ANNE ÖDÜLÜNE layık gören canım BİR DUT MASALI-NURAY‘cığıma sonsuz teşekkürler.
Çok konuştum sanırım ama olsun ben hepinizi çokkkk seviyorum iyiki varsınız,iyiki benim arkadaşım,dostumsunuz…

>
Evet 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası Almanya mağlubiyetiyle bizim için bitti,aslında bence mağlup olmadık oynayan bizdik şanslı olan onlar.
Hani bir tabir vardır top yuvarlak,evet top yuvarlak ve şans unsuru onlardan yana idi.Futbolcularımızla gurur duyuyoruz,bizlere bu derece önemli bir turnuvada yarı final heyecanını yaşattıkları ve terlerinin son damlasına kadar mücadele ettikleri için.
Bir daha ki sefere inşallah hangi turnuva olursa olsun kupa bizim olacak…

EN BÜYÜK TÜRKİYE…..
EN BÜYÜK TÜRKOLAR….

>Kalabalık konferans salonunda, mesleğinin doruğunda bir avukat,o gün mezun olacak hukuk öğrencilerine hitap etmek üzere kürsüye geliyor.Herkes meslekten söz edeceğini zannederken o, hayatı anlatıyor: “- Hepinizkişisel yaşamınızı bir kenara koyup çok çalışabileceğinizi kanıtladınız”diyor bilge hukukçu ” … ama unutmayın ki, ölüm döşeğindeki birinin’Keşke işime biraz daha zaman ayırabilseydim’ dediği duyulmamıştır.Çocuk sahibi olacak kadar şanslıysanız, onların göz açıp kapayanakadar büyüyeceklerini ana babalarınız size söyleyecektir. Çocuklarımızahikaye okuma, yakalamaca oynama ve birlikte dans etme fırsatını Tanrı ancakbelli bir ölçüde bahşeder bize. Bunlardan birini bile kaçırmamaya özen gösterin.”Bu öyküyü Rob Parsons’un “60 Dakikalığına Baba” adlı kitabında okudum. Birkaç yıl önce parlak bir iş teklifi almıştım. Mesleki kariyerimindoruk noktası olabilirdi, lâkin her gün saat 20.00’de işten çıkabilecektim.Teklifi duyduğum anda o saatin, kızımın banyo saati olduğu geçti aklımdan. Hayatta başka hiç bir şeyin beni o banyo seansı kadar mutluedemeyeceğini düşündüm ama bunu, teklifi yapanlara söyleyemedim.Bir bahaneyle reddettim. Yine de, geçen birkaç yıl içinde saat saatbaşkalarına dağıttığım zaman hazinesinden, kızıma pek az pay düştü.Yapılacak işlerim, yazılacak yazılarım, bakılacak telefonlarım vardı.Onunla bir cam bardağın pamuktan toprağına limon çekirdeği ekip, büyümesini izleyemedim. Yeni yeni, yarım yarım söylediği şarkılara eşlik edip, bu düeti bir kasete kaydetmeyi çok isterdim; olmadı…Bir cümle ben söyleyip, bir cümle ona söyleterek hiç yoktanbir masal yaratmayı ve düş güçlerimizi yarıştırmayı tasarlamıştım;hazırdan yemek daha kolay geldi. Hayat öyle ters bir denge kurmuş ki, onların en çok ilgi istedikleri dönem,onlarla en az ilgilenebileceğimiz dönem aynı zamanda. Bizim vaktimizbollaştığında ise, onların bize ayıracak vakti kalmıyor. Ben aslında onun için çalışıyorum, sıkça sarıldığımız bir bahanedirama ona hiç bir zaman “Daha çok parası olan bir baba mı istersin,daha çok seninle olan bir baba mı?” diye sormamışızdır.Sabahları yanağımda ıslak bir buse ve başucumda bir “Günaydın babacığım”sesi ile uyanmanın. “Hadi sarılıp yatalım babacığım” çağrısıylabaşlayan gecelerde, o sihirli “Seni Seviyorum”u kulağıma fısıldadiktan sonrayanaklarımı avuç içlerinin parantezine alıp uykuya çekilincegöz kapaklarına yerleşen huzuru izlemenin tadına vardım. Mavinin neden mavi olduğunu, kışın havaların neden soğuduğunu,kuşların nasıl uçtuğunu en baştan öğrenmenin…Rakiplerim sayılan Casper’dan, Power Rangers’tan, Ricky Martin’dendaha ilginç olmaya çalışmanın… Ve konuşmaya başladığından beridirbeni takip ederek, hatalarımı da sevaplarımı da aynen tekrarlayanbu sevimli papağana, duvara kazılı boy tablosundaki çizgiler yükseldikçeyükselen bir tutkuyla bağlanmanın tadını çıkardım. Annesiyle birlikte bezini değiştirmiş, mamasını yedirmiş,pişiklerini kremlemiş olmanın; bacakları ilk adımını attığında elini tutmanın,dilinden ilk sözcük döküldüğünde birlikte coşmanın heyecanını tattım. Sonunda beklenen gün geldi. Belki onun karaladığı bir resim,ilk hediyem olacak. Kitaptaki örnekle, bisikletinin selesine arkadanyapışacağım günler başlıyor şimdi… O, selenin emin ellerde oldugunubilmenin güveniyle öğrenecek pedala basmayı. Bir süre sonrafarkettirmeden çekeceğim ellerimi… Bisiklet, artıkyetişemeyeceğim kadar hızlanacak ve o, uçup giderken,ben biçare; ardından bakakalacağım. 70 yaşındaki babam geçen gün: “Torunumu ilkokula götürene kadarsıkacağım dişimi.” dedi. İnsanın boğazını düğümleyecek kadar hazin amagerçek… Torunla dede arasında bir tahteravalli gibi uzanıyor yaşam. Biriniaşağı çekerken, diğerini yükseltiyor. Birinden eksilen öbürüne ekleniyor adeta.Bütün hüznüne rağmen yine de bir zafer coşkusu var bu devir teslim töreninde.O yüzden, bugün babanızı yanınıza, kızınızı kucağınıza alıpFreiligraht’ın “Devrim” şiirindeki dizesini gururla haykırabilirsiniz: “Vardım… Varım… Var…

>> 10-15 gün öncebazı TV kanallarının anahaber bültenlerine çıkan feci> bir olayı size aktarmak istedim.Olay bana yakın ve annemin oturduğu> semt olan -Çengelköy’de oldu.Karşıdan karşıya geçmek isteyen yaşlı bir> teyze yoldan geçenlerden yardım ister,kimsenin oralı olmadığı teyzeye> 23 yaşında bir kızımız yardım eder,karşıdankarşıya geçirirken kız> aniden bayılır,masum görünüşlüyaşlı teyze bir taksi çevirir kızı> taksiye atar ve taksiciye:-kızım yolda yürürken fenalaştı,hemen eve> götürmemlazım der.Taksiyi ATA2 sitelerine yakın bir yerde> durdurur,taksiciden yardım alarak kızı arabadan indirir komşularından> yardım alacağını söyleyerek taksiciye gitmesini söyler.Taksici oradan> uzaklaştıktan kısa bir süre sonra arabanın içinde telefon çalmaya> başlar kendi telefonunun çalmadığını anlayan taksici kısa bir aramadan> sonra arka koltuğun altına düşmüş olan telefonu bulur,ısrarla çalan> telefonu açar telefonda bir erkek vardır:> -Bu telefon kızıma ait,eve gelmesi gerekiyordu ama hala gelmedi siz> kimsiniz diye sorar,telefonu açan taksici kendini tanıtır ve kızınızı> annesiyle falanca adrese bıraktım der baba hayır annesi yanımda> bulunduğun yeri söyle beni kızımı bıraktığın adrese götüreceksin der> ve polise haber verir,polisler baba ve taksici kızı arar ama ne o> adreste öyle bir teyze vardır nede kız ortadadır.> Ertesi günü kız Çengelköy’de MAXİ alışveriş merkezinin önündeki bir> çöp konteynerının içinde ölü bulunur,tüm organları alınmıştır,otopsi> raporuna göre kıza iğne yapılmış ve bayılması sağlanmış,aile feryat> figan tüm çengelköy ayağa kalk mış durumda.> Allah böyle bir yaşlının belasını versin kime güveneceğiz.Yardım etme> güdülerimizi de köreltiyorlar,gerçekten yardıma ihtiyacı olanada> yardım edemeyeceğiz bunlar gibi soysuzlar yüzünden.Allah ailesine> sabır versin.Lütfen daha dikkatli olalım,gün geçtikçe böyle olaylar> çoğalmakta ve biz neyin nerden geleceğini bilmez halde şans eseri> yaşıyoruz


Blog Stats

  • 131,521 hits

En Fazla Tıklananlar

  • Hiçbiri